17 Mayıs 2012

aşk...

çocuğunuzun çimenler üzerinde arkadaşıyla muhabbet ettiğini görmek..

10 Mayıs 2012

çok üzgünüm..

Can’ın sınıf arkadaşlarından birinin anneannesi arasındaki diyalog :

kız : anneanne, halvet ne demek ?
aa :  güzellik yarışması kızım..

şimdi burada neye yanmalı?

- küçüçük çocuğun saatlerce dizi izlemesine mi ?
- anneannenin yalan söylemesine mi ?

bu diyalog aslında şu an ki neslin durumunu tümüyle özetliyor.
yalan dolan ve sahte bir hayat içinde yaşıyorlar. bunların sonucunu
da Can ‘ın sınıfında birebir yaşıyoruz.

çocukların tek derdi şu sıralar aşk meşk, öpüşmeler, ayrılmalar , küsmeler
ve hatta kızlar bir oğlan uğruna saçbaş kavga bile ettiler..
inanılması güç ama doğru..

Can ise aralarında çok bebek kalıyor. anlamıyor bu muhabbetleri, küsleri.
bilmiyor da zaten kavga etmeyi..

ama birkaç gün önce yaşadığımız bir olay işin ciddiyetini gösterdi.
zaten okulunu öğretmeninden dolayı değiştirmeyi düşünüyorduk, şimdi
arkadaşlarından dolayı kesinleştirdik. kendisi de o okulu istemiyor artık.

bir arkadaşıyla sataşırken ( ki sataşmak bile bir itiş kakış) eliyle yanlışlıkla
karşıdakinin kol yarasına değiyor ve hafif bir kanama oluyor. bunu gören
tüm sınıf Can ‘ üstüne çullanıyor. kimisi hakaret ediyor, kimisi vuruyor.
üstelik kolu kanayan çocuk “onun bir suçu yoktu”” demesine rağmen !!
Can sinir krizi geçiriyor. çığlığına öğretmenler odasından koşuyorlar.
ama öğretmeni bu neden oldu diye sorma gereği bile duymuyor. çocukları
derste bırakıp çay içmeye giden bir adamdan zaten daha iyi bir şey beklenemez.

bu durumu ben akşam iş dönüşü öğrendim. bağırmaktan sesi kısılmış ve
konuşacak hali bile yoktu.

şu an yazarken bile kalbim sıkışıyor ve çok üzgünüm.

sınıfın  en iyilerinden, biliyorum ki daha iyi şartlarda çok daha iyi olacaksın oğlum.
senden çok özür diliyorum.hak ettiğin eğitimi sana sağlayamadığım için,
sonsuz özür diliyorum..

bil ki seni çok ama çok seviyorum.

27 Nisan 2012

taş gibi..

maalesef yine berbat ötesi bir öğretmene düştük.
bu defa da kaba kuvvet yok ve Can da seviyor onu.
ama bana göre eğitimi sıfır. mesela en önemli
noktalardan biri olan verilen ödevleri kontrol etme gibi bir
alışkanlığı yok. dolayısıyla çocuklar da umursamıyorlar..
işte bu ders yaparsın, yapmam kavgaları bir gün çok şiddetlendi.
bana bu denli diklenmesine tahammül edemedim, epey bir
fırçaladım ve yasaklar sıralandı. anneanne tampon bölge,olaya
el koydu.ağıt figan halindeki Can beyi odasına götürüp
sakinleştirmeye çalışıyor :

aa : oğlum .. neden bu denli itiraz ediyorsun ?

can : ama anneanne, olmuyor işte, çok ders verdi. yapamadım.

aa : ama o zaman arkadaşına oyuna gitmek yerine eve gelip ders
çalışsaydın. neden şimdi yatma zamanına yakın söyledin ?

can : of anneanne, söylesem ne yazar ? ( cevaplara bakın !!)

aa : bak Can. ben bile kızıyorum artık..

can ağıt halini fazlalaştırarak acındırma dozunu artırıyor: anneanne lütfen..
ama bize o kadar çok ders veriyor ki bazen , hani olur ya çok ağır bir taş
verirler kucağına, sen de onu taşıyamazsın. işte öyle birşey..yapamıyorum
anneanne.. yapamıyorum !!

doğru söze ne denir..

26 Nisan 2012

uf olduk...

görünmez kaza denilen şey bu olsa gerek..

kuzeni ile birlikte bahçede eğlenirken bir çığlık ile

yere kapaklanması bir oldu..

sonuç : 2 kırılan ön diş.. patlayan dudaklar..

allah şükür düşen dişler süt dişleriydi ve sallanıyordu.

asıl dişlerinin önünü açtı ama acılı oldu:(